Çin, zayıf yuan ve ihracatçılara sağlanan yüz milyarlarca dolarlık vergi iadeleri sayesinde ihracatını yüksek seviyelerde tutuyor. Ancak bu politika, Avrupa başta olmak üzere ticaret ortaklarıyla gerilimi artırırken Pekin’in ihracata olan bağımlılığını da derinleştiriyor.
Çin ekonomisinde iç tüketim ve konut piyasasındaki zayıflık sürerken ihracat, büyümenin en önemli desteklerinden biri olmaya devam ediyor. Pekin yönetimi ise ihracatçıları desteklemek için zayıf renminbi ve yüksek tutarlı vergi iadelerinden yararlanıyor.
Renminbinin enflasyondan arındırılmış değeri, 2022 başındaki seviyesinin yüzde 14’ten fazla altında bulunuyor. Daha düşük değerli yuan, Çin mallarının küresel pazarlarda daha rekabetçi fiyatlarla satılmasına katkı sağlarken ithal ürünlerin Çinli tüketiciler ve şirketler açısından maliyetini artırıyor.
İhracatçılara sağlanan vergi iadeleri de bu modelin önemli unsurlarından biri. Çin Maliye Bakanlığı verilerine göre ihracatçı şirketlere yapılan katma değer vergisi iadeleri geçen yıl 318,2 milyar dolara ulaştı. Bu rakam Çin ekonomisinin yaklaşık yüzde 1,5’ine karşılık geliyor.
Bu politikalar Çin’in dış ticaret fazlasının büyümesine katkı sağlarken Avrupa ile ekonomik gerilimi de artırıyor. Brüksel yönetimi, Çinli üreticilerin devlet destekleri ve düşük maliyetli finansman imkanları sayesinde Avrupa şirketleri karşısında avantaj elde ettiğini ve Avrupa pazarlarının ucuz Çin ürünleriyle karşı karşıya kaldığını savunuyor.
Çin’in ihracata dayalı büyüme modeli ülke içinde de bazı sorunları beraberinde getiriyor. Zayıf yuan petrol ve diğer ithal ürünlerin maliyetini yükseltirken, vergi iadeleri kamu gelirlerini azaltıyor. Konut sektöründeki gerileme ve tüketici harcamalarındaki zayıflık da ekonominin iç talep üzerinden büyümesini zorlaştırıyor.
Pekin yönetimi bu nedenle yuanın hızlı biçimde değer kazanmasına ve ihracat teşviklerinin sert şekilde azaltılmasına temkinli yaklaşıyor. İhracatın zayıflaması halinde, hükümetin yüzde 4,5 ila yüzde 5 arasındaki ekonomik büyüme hedefinin de baskı altında kalmasından endişe ediliyor.
Çin’in ihracat gücü yalnızca kur politikası ve vergi iadelerine dayanmıyor. Batarya, elektrikli araç ve güneş paneli gibi sektörlerdeki teknolojik gelişmeler, güçlü üretim kapasitesi ve ülke içindeki yoğun rekabet de Çinli şirketlerin küresel pazarlardaki konumunu güçlendiriyor.
Ancak Avrupa başta olmak üzere ticaret ortaklarının artan tepkisi, Çin’in mevcut modelini sürdürmesini zorlaştırıyor. Pekin’in önündeki temel sorun, ihracatı destekleyen politikaları korurken dış ticaret ortaklarının daha korumacı önlemlere yönelmesini engellemek olarak öne çıkıyor.
