Avrupa Gaplanı sizi gapabilir..

0
Paylaş
featured

Şu sıralar bazı kötü niyetli “gurbetçi” kişiler tarafından kullanılan bir yöntem gündeme geliyor:

“Param var, burada iş yapmak istiyorum ama burayı bilmiyorum. Sen şu parayı al, işlet; kârı bölüşürüz.”

Aslında söz konusu paralar çok büyük olmayabilir. Ancak Euro-TL arasındaki kur farkı nedeniyle, kişinin kendi ülkesindeki para Türkiye’de ciddi bir meblağ gibi görünebiliyor.

Örneğin; “30 milyon TL verdi” dediğinizde kulağa oldukça büyük bir rakam geliyor. Ancak karşı taraf açısından bu para yaklaşık 600 bin Euro olabilir. Yani bizim açımızdan oldukça büyük görünen bir tutar, karşı tarafın kendi para biriminde düşündüğümüzde aynı ölçüde büyük olmayabilir.

Gelelim asıl meseleye…

Gaplan geldi, size belli bir miktar para verdi ve “Bu parayı işlet” dedi. Siz de doğal olarak “Ekstra bir kaynak geldi, bunu değerlendirelim” diye düşünebilirsiniz.

Ancak burada paranın hukuki ve muhasebesel niteliği büyük önem taşıyor.

Para şirketinizin hesabına geldiğinde, işlemin nasıl yapılandırıldığına bağlı olarak şirket açısından bir borç ilişkisi ortaya çıkabilir. Yani siz parayı yatırım veya ortaklık amacıyla aldığınızı düşünürken, ileride karşı taraf bu parayı “verdiğim paranın iadesini istiyorum” şeklinde değerlendirebilir.

İşin en tehlikeli kısmı ise genellikle başlangıçta yaşanmıyor.

Anlaşma çoğu zaman;

“Abi sana güveniyorum, sen düzgün insansın.”

cümlesiyle geçiştiriliyor.

Siz de;

“Tamam, aramızda güven var zaten.”

diyorsunuz.

Hatta siz “Her şeyi yazılı hale getirelim” dediğinizde bu kez;

“Yoksa sen bana güvenmiyor musun?”

salvosu geliyor.

Siz de adam zaten parasını göndermiş, ortada bir problem yok diye düşünerek geri adım atıyorsunuz.

İşlem gerçekleşiyor.

İlk 4-5 ay her şey güllük gülistanlık…

Hatta bir süre sonra kendinize kızıyorsunuz:

“Adam iyiymiş, biz boşuna şüphe etmişiz.”

Sonra bir gün kapınıza bir dava dilekçesi geliyor.

Karşı taraf parasını talep ediyor.

İşte o noktada başlangıçta “arımızda güven var” diyerek geçiştirdiğiniz bütün ayrıntılar bir anda önem kazanıyor.

Siz ise mahkemede, aslında paranın hangi amaçla verildiğini, aranızdaki anlaşmanın ne olduğunu ve işlemin nasıl gerçekleştiğini anlatmaya çalışıyorsunuz.

Ancak ortada açık, hukuken doğru şekilde kurulmuş bir sözleşme ve işlemin niteliğini ortaya koyan belgeler yoksa, kendinizi ispatlamak oldukça zor bir sürece dönüşebilir.

Üstelik olayın niteliğine göre yalnızca alınan paranın iadesi değil, şirketiniz ve ticari faaliyetleriniz açısından başka hukuki ve mali sonuçlar da gündeme gelebilir.

Kısacası; “Bir şey olmaz ya” diyerek ticari ilişki kurulmaz.

Ortaklık yapacaksanız, yatırım alacaksanız veya başka bir kişinin parasını işletmenizde kullanacaksanız, işlemin hukuki ve vergisel boyutunu en başından doğru şekilde kurmanız gerekir.

Sözleşmeyi, para transferini, ortaklık yapısını, kâr paylaşımını ve tarafların yükümlülüklerini açıkça belirlemek; gerektiğinde avukat ve mali müşavirden profesyonel görüş almak sonradan yaşanabilecek ciddi sorunların önüne geçebilir.

Zira bizde “Bir şey olmaz ya” dediğimiz şeyleri birkaç ay sonra burnumuzun dibinde görme konusunda gerçekten efsanevi bir yeteneğimiz var.

Çağlar AKAR

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Aydın 360 ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!